İranlı kadınlar ve ‘sarı duvar kâğıdı’nı yırtmak
Bu umutlu öfke son yıllarda dünyayı saran başka eylemlerin söylemleriyle de kesişiyor. “Kadınlar artık susmuyor, susmayacak.”
Bu umutlu öfke son yıllarda dünyayı saran başka eylemlerin söylemleriyle de kesişiyor. “Kadınlar artık susmuyor, susmayacak.”
15 sene önce geldiğim Tunus’u yeniden görme, sokaklarında yeniden yürüme fırsatını buldum.Elbette anlık gözlemler anekdot değerlerinden başka bir bilimsel ya da objektif veri içermiyorlar. 4 günde Tunus’u çözümleyebilmeyi iddia etmiyorum. Bunlar sadece izlenimler.
İspanyol basketbolu için bundan daha ihtişamlı bir yaz olamazdı. Hem kadın hem erkek alt yaş kategorilerinde bu yaz katıldıkları bütün turnuvaların hepsinde finale çıktılar. Fakat, EuroBasket’de ulaşılan şampiyonluk en azından bu turnuva özelinde beklenmedik oldu.
Teklifin gazetecilerin ötesinde herkesi etkilediğini, aslında haber alma hakkı kadar, haber olma hakkını da tehdit ettiğini duyuracak daha fazla sayıda mikrofon, kamera, kaleme ihtiyaç vardı.
Emre Olur’u hem Soylu’dan kurtulmak için hem de seçim sürecinde gazetecileri susturmak için kullanıyor olmasınlar.
Petro’nun konuşmasının baştan sona okunması gerekiyor. Avrupa merkezciliğin “komünizm gelecekse onu da biz getiririz” yaklaşımına karşı çıkan önemli bir söylem ortaya konuyor. Özellikle göçmen politikalarının toplama kampı ve gaz odası zihniyetinin yeniden üretilmesi şeklinde eleştirilmesi, faşizm mirasının hatırlatılması yoluyla Avrupa merkezci kültürün üstünlük argümanlarını eleştiriyor.
Heterodoks iktisatçılar ile ortodokslar. Başka bir ifade ile Post Keynesyen akım ile anaakım iktisatçılar arasında. Biz gazeteciler, ekonomi ile ilgilenenler sıkı takipteyiz. Aslında çok faydalı bir tartışma bu bence. Ezberlerimizi, kabullerimizi test ediyoruz. Fakat asıl faydası geleceğe… Muhakkak 6’lı masa partilerinin ekonomi ekipleri de izliyordur. Zaten tartışmalar zaman zaman onları da kapsadı.
İlkeler, değerler tarumar olmuşken, "temiz, saygın, makbul, kabul edilebilir” gibi tanımlamalara uygun tek bir kişi nasıl bulunamaz?
Son günlerde Sedat Peker cephesinde yaşananların anlamının, “Peker’e gözdağı verme”nin çok daha ötesinde olduğu anlaşılıyor. Sedat Peker bu “çatışmalı alan”a yanaşır mı, o alana girerse planlar seçimlere yetişir mi, yetişecekse o zamana kadar kamu güvenliği açısından neler olabilir elbette bilinmez ama düşünülmesi gerekiyor.
Tam 53 yıl önce Beyazıt’ta herkesin gözü önünde işlenen Taylan Özgür cinayeti, aynı zamanda kontrgerillanın sıktığı ilk kurşunun sonucu ve hala faili meçhul. Talat Turhan’ın otuz yıl önce ortaya attığı “cinayeti işleyen bir üsteğmendi ve şimdi general” iddiası da ortada duruyor.
Olaydan haberdar olan hayranları ve Güney'le uzaktan yakından tanışıklığı olan Adana'nın tüm ileri gelenleri, bir duvar dibine çömelip, büyük bir doğal afeti yaşamış olmanın şaşkınlığı içinde sigaralarından derin dumanlar çekerek, göklerden gelebilecek bir mucizeyi beklemenin çaresizliği içindedirler
Kızıl Elma temasının yeniden canlanması 1990’larda Turgut Özal’la birlikte olur. Hedef hem Orta Asya’daki Türki Cumhuriyetlerdir, hem Kerkük-Musul’dur. 2002’de başlayan AKP iktidarının başlarında zoraki de olsa Brüksel’dir Kızıl Elma.
Gıda güvencesi için bırakın planlama ve projeksiyonu, tarım dışı amaçlı arazi kullanımına teslim edilmiş durumda. İşin en berbat yanı, siyasi tercihinden bağımsız olarak her kesimin “iyi yatırım” havucuna atlaması, hazır yeme alışkanlığına teslimiyet…
Konutu bir seçmen kapanına dönüştüren pazarlama ile Cumhuriyet tarihinin bu son vurgununa karşı “gerçekçi olup imkânsızı istemek” hepimizin hakkı.
Yazıya başladığımda konserlerin iptal edilme olasılığından bahsediliyordu. Yazı bittiğinde Namjoo’nun 3 Aralık'taki Bursa ve 8 Aralık'taki Konya konserleri iptal edildiği haberi basına düştü. Bunun üzerine Mohsen Namjoo Türkiye’deki dinleyicilerine aşağıdaki sarsıcı ve içten mektubu iletti.
"İnsanlığa karşı suç” sayılması gereken davalar tozlu raflara gömülmek üzere… Oysa, “insanlığa karşı suç”u tartışmamız, yasal düzlemde tüm bu olayları ele almamız gerekirdi.
İnsanlar servetleri yettiğince araba sahibi, daha pahalı ve daha çok araba sahibi olmayı ve onların içinde daha çok vakit geçirmeyi matah bir şey sanıyor. Oysa İstanbul çoktan tükenmiş, otomobiller için artık yer kalmamış vaziyette.
Otoriter ve kurumsal yapılara dokunmadan belli kültürler üzerinden yaratılan deneyimler her ne kadar ayrıksı görünse de genellikle kendi içlerinde kalıyor, dönüştürme çabası içermiyor, gerçek dünyadan kopuk bir kültür olarak “trajik sınırı” aşamıyor. En azından Willis’in “Aykırı Kültür”de yaptığı alan araştırması üzerinden bu yorumu yapabiliyoruz.
Çocuklu aileler için, hele hele okulların da başlamasıyla birlikte yemek planlaması yapmak daha önemli bir hale geliyor. Okul çıkışı çocuk yorgun eve gelecek, muhtemelen karnı çabuk acıkacak, ödevi varsa onu yapacak falan derken yemek işinin pratik olması gerek.
Parlamentolar dünya demokrasi tarihinin ilk yapı taşlarından birisidir. Halkın karar alma süreçlerine katılımı için oluşturulmuştur.
Evet, davetsiz misafir olarak Türkiye’nin İsveç seçimlerinde öne çıktığı doğru ama kimi gözlemciler de durumun abartılmaması gerektiğini düşünüyorlar.
Spor içinde bulunduğu toplumun bir yansıması. O yüzden NBA’de olan biteni ele alırken, parçası olduğu topluma bakıp belki de fazla hayranlık duymaktan kaçınmak lazım.
Sedat Peker’in ise ne olursa olsun konuşmaya kararlı olduğunu biliyoruz. Fakat içinde bulunduğu bu baskı çemberini nasıl aşacak onu da hep birlikte göreceğiz.
Ağustos ayında göreve başlayan Gustavo Petro hükümetiyle ELN arasında resmi bir barış sürecinin başlatılmasına artık kesin gözüyle bakılıyor.
Borsa’yı çok iyi bilen 4 önemli isimle konuştum. Dr. Cüneyt Akman, Artı Tv’deki programımda değerlendirmişti konuyu. Görüşlerini buraya aktarıyorum. İris Cibre, Dr. Evren Bolgün, Doç. Dr. Hakkı Öztürk… küçük yatırımcı açısından Borsa’da çok hızlı yükselişlerin düzeltmeleri de hızlı olur. Dolayısıyla küçük yatırımcılar çok dikkatli olmalı. 2 gündür (13-14 Eylül) gün içi tavan olan bazı bankalar taban kapattı. Bunlar normal fiyatlama hareketleri değil. Küçük yatırımcıları tekrar uyarıyorum.
Meral Akşener gibi deneyimli bir siyasetçi, ismi bu kadar tartışmalı tarihin içinde geçen Sedat Bucak’a neden milletvekilliği adaylığı önerdi?
Gerçekten de, yurt dışı yasağı her ne kadar kâğıt üstünde geçici bir yargılama önlemi olarak tanımlansa da, özellikle ülke dışı bağlantılı yaşayan sanıklar için, daha baştan cezalandırma yöntemine dönüşebiliyor. Belki de davanın akıbeti açısından, Gülşen için çok karamsar olmamalı, hakkında verilen kararların gittikçe hafifleyen bir seyri var…
3 Eylül’de pek çok noktadan birden başlayan yangın, o ana kadar denizden esen hâkim rüzgâr imbatın yerini, güney-güneydoğu yönünden esen rüzgârın almasıyla 14 Eylül’de batıya doğru yayıldı. 15 Eylül’de kontrol altına alındı ama ancak 18 Eylül’de söndürülebildi. Yangında tahminen 25 bin ev, işyeri, kilise, hastane, fabrika, depo, otel ve lokanta gibi bina yok olmuştu. Yangın yerinin 360 bin metrekarelik bölümünde 1927-1936 arasında kademeli olarak İzmir Fuarı kurulacaktı.
Aile, hikaye. Amaç, LGBTi+ düşmanlığını körüklemek. Kadının özgürleşmesi ve kendine yetmesinden ne kadar korkuyorlarsa, LGBTi+’ın da toplumu ve ideallerindeki aile yapısını bozacağına inanıyorlar.
Evrensel’e yönelik karar gösteriyor ki BİK seçimlere kadar görevini kötüye kullanmaya devam edecek. Umalım ki seçimlerden sonra, Türkiye bu 50 bini, 100 bini mucizevi biçimde istikrarla koruyan gazeteler bu işi kimlerin göz yummasıyla ya da ortaklığıyla yapmışlar, bunu öğrenebileceğimiz bir düzen kurmayı başarır. O zaman yaşanan kamu zararını sorumlularından tahsil etmek çok da zor olmayacaktır.
“3 K” (Kızılbaş, Kürt, Komünist) stratejisi uyarınca gerilimi tırmandıran MHP, 1978’de Ecevit’in azınlık hükümeti güven oyu alınca, söylemini sertleştirmişti. Yeni strateji, Alevi ve Sünnilerin birlikte yaşadığı, Orta ve Doğu Anadolu'da yaratılacak “iç savaş” koşullarında ordu ve MHP’nin içinde olduğu bir iktidar bloğu oluşturulmasıydı. Kenan Evren ve ekibinin amacı da şiddet olaylarını kontrol altına almak değil, bu olayları bahane ederek iktidara el koymaktı.
Ukrayna Savaşı ilginç bir dönemece girdi. Ukrayna ordusu ilk kez kapsamlı ve sürpriz bir karşı harekat ile ülkenin kuzeydoğusundaki Harkov’a bağlı İzyum ve Balakliya şehirlerini ele geçirdi. Öyle görünüyor ki, savaşın momentumu giderek Ukrayna’ya doğru kayıyor ve Rusların işi zorlaşıyor.
Cumhuriyet’in 100. yılına giderken 2023’te sandıkta kurulacak ve kazanacak olan doğruluk, dürüstlük hakkaniyet ve etik değerlerle donatılmış, pusulası insanlık olan en büyük masa “vicdan masası” olacak. 11 Eylül’den, 12 Eylül’e, Şili’den Türkiye’ye, tarihin her noktasında, bir adım geri atmadan “vicdan zorbalığa karşı direnecek.”
At arabalarının çektiği cenaze arabasını, eski kırmızı kostümler içindeki görevlileri ve aslında hiçbir siyasi gücü olmamasına rağmen çok önemli birer insan olarak halkı selamlayan prens ve prensesleri, yani Elizabeth’in 19 Eylül’e kadar sürecek son yolculuğunu merak ve biraz da hayretle seyredeceğiz…
Bugünkü yazımda tarih yaprakları arasından geçen biraz duygusal biraz siyasi bir gezinti yapacağım. 11 Eylül 1973, 12 Eylül 1980 ile 11 Eylül 2001 tarihlerinin yakınlığı, üç farklı coğrafyadaki üç ayrı dönemeci kısaca ve temel noktalarıyla aktarmaya itti. Aralarında on ve yirmi yıllar olan bu 3 tarih, aslında, yeni dünya düzeninin nasıl tasarlandığını, demokrasilerin gelişiminin nasıl engellendiğini anlatıyor.
Marianne, birlikte çalıştığı arkadaşı Chrystèle (Hélène Lambert) ile deniz kenarına gittiğinde, aralarında geçen şu diyalog çok şey anlatıyor: “Vaktim olmuyor hiç, bunu hiç yapmadım ben, günde üç kere işe gidiyorum.” “Ne için vaktin yok?”, “Sadece denize bakmak için”.
İzmir, cuma gecesi yine kendisini bir kez daha gösterdi. Elimde İzmir'le ilgili bir tarif yazmak dışında pek bir seçenek kalmadı. O zaman ilk aklıma gelen, ve ismi nedeniyle de en bariz seçeneğe gidiyorum izninizle. İzmir köfte.
Bugün masanın tek potansiyel adayı var; o da Kılıçdaroğlu. Belediye başkanlarının adının masaya gelme ihtimali bugün bulunmuyor. Mansur Yavaş’ın Kılıçdaroğlu ya da Akşener başta olmak üzere masanın iradesinin dışında bir girişimin içinde yer alacağına ihtimal vermiyorum. Ekrem İmamoğlu’nun durumunun da bundan farklı olmayacağı kanaatindeyim. Burada sadece kanaat bildirebiliyorum, çünkü elimde bilgi yok.
Sosyal medyada sık sık rastlıyorum. Avrupa ülkelerinden gelen Türklerle sokak röportajları yapılıyor. Türkiye’yi çok sevmelerine kızılıyor. Neden dönmüyorsun zaman sorusuna verilen cevaplarla alay ediliyor.
Önlerine zaten biraz yıpranmış şekilde çıkacağımız Fransa bizden daha atlet ve daha fiziksel bir takım. Favori değiliz ama onlara da mutlak favori diyemeyiz. Berlin’deki taraftar desteğiyle birlikte yaratılabilecek atmosferden bir galibiyet çıkarabiliriz. Bol şans 12 dev adam!
Emeğin gelirden aldığı paya kendi hesabına çalışanları hesaba katarak bakarsak, durumun daha da kötü olduğunu görürüz.
Kimi İYİ Partililer CHP’yi tartışma noktası yaparak hem birinci parti olma hem de adaylık pazarlığında İYİ Parti’nin elini güçlendirme planı yapıyor.
Şili’de, Bangladeş’te veya Cezayir’de olanlarla gerçekten ilgilenmeyen, bunları ancak kendi kasabası içindeki meseleler hakkında dolaylı biçimde söz söyleyebilmek için kullanan entelektüel kısırlaşmanın bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu karanlık durumun yaratılması ve sürdürülmesinde önemli bir rolü olduğu kanısındayım.
Altılı masanın çok zorlu bir konu olan HDP-İYİ parti denklemini iyi kuramaması ve 2019 yerel seçimlerinde kurulan işbirliğinin inşa edilememesi durumunda, Haziran 2023’ten itibaren izleyeceğimiz ‘Yepyeni Türkiye’ filminin konusu, Gülşen meselesi ve Yunanistanla kriz üzerinden iyice ortaya çıkmış durumda.
5 Kasım 1933'te Dördüncü Balkan Konferansı Selanik'te toplandı. Ve Venizelos 12 Ocak 1934'te Stockholm'deki Nobel Komitesi'ne bir mektup göndererek, Mustafa Kemal'i Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdi!
Avukatların uzun yıllardır maruz kaldığı bu ötelenme hali ve yaşadıkları huzursuzluk, nedense bana çok eskilerde kalmış “ Yakarsa dünyayı garipler yakar” adlı, damardan şarkıyı hatırlattı.
Hablemitoğlu cinayeti soruşturması yarım asırlık karanlıktan sonra bir kriminal zombi güruhunu ışığa çıkardı. Soruşturmayla ilgili pek çok soru işareti olsa da en azından 1990’ların faili meçhul cinayetlerinin kapağını arayabilecek bir hukuk tutanağı var.
Bu yazıda Amerikan sisteminin önde gelen Realist ve stratejistlerinden Henry Kissinger ile günümüzün en saygın filozoflarından sayılan Jürgen Habermas’ı aynı çizgide buluşturan bu ilginç durumu ve Ukrayna savaşının yarattığı kafa karışıklığını ele alacağım.