Köşe Yazıları

AKP’nin müttefikini tanıma klavuzu: Kazdıkça domuz bağı çıkan davanın öyküsü
Köşe Yazıları

AKP’nin müttefikini tanıma klavuzu: Kazdıkça domuz bağı çıkan davanın öyküsü

Bir dava dosyasında derin bir kazı yapacağız bugün. Ve kazdıkça domuz bağlarını, bugün daha anlamlı hale gelen bağlantıları göreceğiz. Bu dava, AKP’nin yeni müttefiki HÜDA-PAR’ın ilk kurucularının yargılandığı Hizbullah davası. Davanın konusu Hizbullah’ın yöneticileri nasıl kaçırıldı, dava sırasında neler oldu, hangi işbirlikleri deşifre oldu, AKP yeri geldiğinde nasıl tehdit edildi, yeri geldiğinde nasıl ortaklık yapıldı?

ABD Körfez’i Çin’e mi kaptırıyor?
Köşe Yazıları

ABD Körfez’i Çin’e mi kaptırıyor?

Çin bölge ülkelerinin dış politikalarını çeşitlendirme arayışlarına beklendiği gibi karşılık verdi, fırsatı kaçırmadı. Başta Suudi Arabistan, Katar, BAE gibi ülkeler aslında Rusya ve Çin kartlarını ABD ile pazarlıkta ellerini güçlendirmek için kullanıyorlar. Örneğin, Suudi Arabistan’ın fiili lideri Selman bazen Putin ile görüşüp petrol arzını, dolayısıyla fiyatını belirlerken, Çin ile petrol satışında Yuan kullanabileceğini açıklıyor.

Erdoğan enkazdan kendini nasıl kurtarıyor?: Maç, 14 Mayıs’ın kurallarıyla oynanacak
Köşe Yazıları

Maç, 14 Mayıs’ın kurallarıyla oynanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim tarihi için, depremin etkilerinin daha azalmış olacağı 18 Haziran’a göre 14 Mayıs’ta ısrar etmesinin nedeni ne? 14 Mayıs’ta demokrasiyi askıya almak, 18 Haziran’a göre hem daha kolay hem de 14 Mayıs seçimleri ne zamana ertelenirse ertelensin, 14 Mayıs’ın kuralları işleyecek. Erdoğan 14 Mayıs’la adaylığını garantilemeyi, bir yıl kazanmayı ve YSK’yı ertelemeye zorlamayı hedefliyor. Belki de YSK’ya yardımcı oluyor.

Kerbala'da su ticareti ve Kızılay'ın evrimi
Köşe Yazıları

Kerbala'da su ticareti ve Kızılay'ın evrimi

Torunlar GYO’ya ait olan Ankara merkezli doğal gaz dağıtım şirketi Başkent Gaz’ın, Kızılay üzerinden hükümete yakın ve ismi çocuk istismarı skandalına karışmış olan Ensar Vakfı’na 27 Aralık 2017’de yaptığı 8 milyon dolarlık bağış sonrası Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın “Vergi kaçırmak başkadır, vergiden kaçınmak başkadır.” sözleri hala zihinlerde olsa da bu zihniyeti biz düz insanlar için anlamak imkansız.

Yaşatma gayreti
Köşe Yazıları

Yaşatma gayreti

Son günlerde yaşadığımız deprem felaketiyle birlikte hayatta tutma çabasının önemini bir kere daha fark ediyoruz. Çünkü yıllardır bize sadece ölüm dayatılıyor. Yaşam ekranda akıp giden tabutların sayısına indirgeniyor. Felaket ve salgın gibi durumlarda ölüm bir an önce ortadan kaldırılması, görünmez kılınması gereken olarak şeyleştiriliyor. Sayı sayı akanın birinin hayatı olduğunu unutmamız, ölüm normalmiş gibi benimsememiz isteniyor.

Siyasi Tsunami
Köşe Yazıları

Siyasi Tsunami

Yirmi yıl sonra, tarih tekerrür etmek üzere. Depremin yaratacağı “siyasi artçı şokun” ya da yükselen dalganı nerelere uzanacağı, neyi çatlatıp, kırıp geçeceğini, büyüklüğünü ve kimleri kapsayacağını tahmin etmek güç. Biat ve tevekkül kültürünün hüküm sürdüğü muhafazakâr tabanın öfkesini ya da bağlılığını ölçmek, sınırlarını belirlemek güç. Ama devasa dalganın öncelikle deprem bölgesindeki on ilde 2 milyon 800 bin oyu olan AKP’yi aşacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

Enkazda güç savaşları: Ankara’daki fay hattı ve depremdeki görülmeyen asker
Köşe Yazıları

Ankara’daki fay hattı ve depremdeki görülmeyen asker

Depremzede, bölgede askeri beklerken, Ankara’da 6 şubat sabahı daha gün ağarmadan bambaşka bir deprem yaşanıyordu. Bu deprem; Şubat 2021’deki Gara operasyonu, Haziran 2022’deki Jandarma’nın MSB’ye bağlanma girişimleri, Ekim 2022’deki Polisevi saldırısı ve Kasım 2022’deki İstiklal saldırısı sırasında biriken enerji patlamasının sonucuydu. Depremde askerin sahaya çıkabilmesi için İçişleri ve MBS’nin birlikte hareket etmesi gerekiyordu ama o bakanlıkların başındaki iki isim arasında gerilim vardı.

Şimdi bunları konuşmanın tam sırası
Köşe Yazıları

Şimdi bunları konuşmanın tam sırası

“Şimdi diil, acılar henüz çok taze” deniyor. Ama hayır artık, on binlerce canımız gitmişken, hiçbir şeyden çekinmeden konuşmanın zamanı geldi, hatta geçiyor. Bu, başta kayıplarımıza, anasız babasız kalan çocuklarımıza olan borcumuz olmalı. Yaşanan büyük faciada vebali bulunanların adil ve hak ettikleri biçimde yargılanması, kimsenin kanının yerde kalmaması için konuşmamız, ve insan gibi siyaset talep etmemiz gerekiyor.