Demirtaş’ın dediği gibi: Birlikte kazanma zamanı
Haksız hukuksuz bir şekilde yıllardır içeride tutulan Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi “Şimdi hep birlikte direnme ve hep birlikte kazanma zamanı“.
Haksız hukuksuz bir şekilde yıllardır içeride tutulan Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi “Şimdi hep birlikte direnme ve hep birlikte kazanma zamanı“.
Her şeyin tek şeye bağlı olması ne acayip değil mi? Tek vatan, tek bayrak, tek millet değil slogan yapılsa da yaşanan şeyin adı tek adam düzeni.
Şu gaz meselesine bir bakalım. Soru çok. Ben uzmanı değilim. Enerji uzmanı Mehmet Doğan'la konuştum...
Evet, İmamoğlu’nun dediği gibi “Pandora’nın kutusu“ Soylu eliyle açıldı. Ama biliyoruz ki bu senaryo Saray’da yazıldı.
Çağdaş demokrasilerin en temel ilkelerinden bir haline gelen kadın-erkek eşitliğinin kilit göstereni olan siyasal temsilde eşitliği başarmak için bir ülkenin zengin, büyük, refah içinde, ileri teknoloji seviyesi ulaşmış olması gerekmiyor.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eşiyle birlikte şarap içerken görüntülemesi üzerine sosyal medyada yürüyen tartışma oldu. Her sene bu vakitlerde yapılması mutat olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “yılbaşı kutlamaları ve içki haramdır!” fetvasını beklerken siyasi liderlerimizin içki alışkanlıklarına şöyle bir göz atmakta mahsur olmasa gerek…
Hukuk fakültesi öğrencilerinin zihinlerinde idol olarak şekillenen ‘idealist avukat’ tanımına en çok, 12 Eylül’ün vahşi davalarında avukatlık yapan kişiler girer.
İşçi, 10 milyon kişiyi ilgilendiren asgari ücret görüşmelerinde hükümetin ve işverenin verdiğinden daha düşük taleple masaya oturan bir sendikadan medet umar mı?
İhracatçıların baskısıyla euro’nun önünü biraz açınca, paritede doların altında kalan Euro, yine doları geçerek, kısmen değerlendi ama ne ihracatçıyı ne de yatırımcısını tatmin edecek, enflasyona karşı koruyacak bir değişim olmadı. Döviz kıpırdamayınca, aylardır aynı yerde tutulunca yatırımcı tercihi değişmeye başladı. İşte bunun sonucu olarak toplamda 21 milyar dolarlık bir çözülme oldu. Bunun bir süre daha devam etmesi de beklenmelidir.
Farkındaysanız altı yıldır, evet tam altı yıldır olağanüstü halle yönetiliyoruz. Yeni yılda değişimin umudu seçim değil, direnenler...
Listmania diye bir şey var. Her şeyin bol bulamaç yaşandığı ve hemen unutulup gittiği modern zamanların bir ürünü. Anlamını şöyle açıklamışlar: “Her şeyi listelerle kategorize eden medya takıntısı; müzik etkinlikleri, yılın unutulmaz spor anları, alıntıları, sözleri, kelimeleri gibi…”
Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin devrimci mekânı Atatürk Orman Çiftliği, 5 Mayıs 1925 yılında bir Hıdırellez gününde kurulur. Kurucusu Atatürk’e, çiftliğin müdürüne ve işçilere ait olan üç çadırla başlayan mücadele, içerisinde devrimin kurucu süreçlerinin kaynağını barındırır.
Adéle Van Reeth’in, “Sıradan Hayat” kitabı, Notos Yayıncılık tarafından, Zeynep Bengü çevirisiyle basıldı. Yazı boyunca bahsettiğim gibi yazar bu otobiyografik anlatıda, bir kadının hamilelik süreciyle başlayan; sıradanlığı aşma, kendi varoluşunu bulma, yüklenen rollerin dışında başka bir şey ortaya çıkarma kaygısıyla giriştiği yazma çabasına okuru ortak ediyor
31 Aralık öğlen saatlerine doğru hindiyi dolaptan çıkarın. Üzerini nemli bir bezle silip kağıt havluyla kurulayın. Hindi oda sıcaklığına yaklaştığında, varsa fırınınızın en altına bir pizza taşı veya döküm tava yerleştirin ve fırınınızı olabilecek en yüksek sıcaklığa ayarlayın. 1 saat kadar taşınızı ısıtın....
6’lı masa, ittifak modeline dönüştükten sonra seçim sürecinde pek çok yerde ortak miting düzenleyecek. Ve Saraçhane’de bunun provası yapıldı.
10 milyon asgari ücretli ve 13 milyon emekli memnun edilmeden erken seçime gidilemez. Eğer emeklilere yüksek bir zam yapılırsa, o zaman beklenenden daha erken bir seçimin sinyali verilmiş olur.
Seçime çok adayla gidelim. Hepimiz biliyoruz ki, 2018'de olduğu gibi Erdoğan'ın ilk turda seçilme ihtimali sıfır. Oysa "tek aday" taktiğini savunanların en önemli gerekçesi Erdoğan'ın ilk turda seçilmesi korkusu değil mi?
Ekrem İmamoğlu davasının alevlendirdiği muhalefetin adayı kim olsun tartışmasında benim görüşüm berrak. Hepsi olsun. Her siyasi görüş, akım, parti, ideoloji, çıkar grubu kendi ilkelerine uygun aday çıkarsın.
Yanlış zamanda, bana kalırsa yanlış yerde mükemmel bir futbol organizasyonu izledik.Özellikle grup maçlarında turnuvanın insanı hiç içine çekemeyen sıkıntılı bir hali vardı. Fakat eleme maçlarıyla beraber oynanan futbolun kalitesi öyle bir seviyeye yükseldi ki turnuvanın çehresi değişti. Eleme maçlarıyla beraber hemen hemen her gün bizlere güzel bir hikaye verirken bir yandan da neredeyse herkesin gönlünde olan ana hikaye Lionel Messi’nin Dünya Kupası kazanmasını da verdi.
Hükümetimiz faizi indirmesine rağmen, faiz ödemelerinin vergiye, bütçe gelirlerine oranında şampiyonluğumuz da var. Bu şampiyonluk epeydir bizde de yeni rekorlar kırıyoruz. Koptuk gidiyoruz durumu var burada.
Erdoğan’ın “seçim operasyonları” deşifre olmuş durumda. Hiçbir aktör karşılığında bir şey almadan Erdoğan’a böyle bir lütufta bulunmak istemedi. Bu fikre en yakın olan lider Putin, o da Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesinden ve kurduğu şeffaf olmayan, karanlık ikili ilişkinin bitmesinden endişe ediyor.
Asgari ücretin belirlenmesinde TÜİK’in tartışmalı TÜFE rakamları baz alınıyor. Tüketici enflasyonunun, genellikle kabul gördüğü gibi eğer yüzde 100’ün üzerinde olduğu dikkate alındığında bu zamla bile şimdiden enflasyonun altında.
Uzun süredir HDP ve Kürtler üzerindeki tuzaklarından sonuç alamayan Erdoğan, sona yaklaşan dava sürecini bile beklemeden yine Saray‘da hüküm kuruyor. Öyle anlaşılıyor ki İmralı’da aradığı desteği bulamamış, HDP içinde kavga çıkaramamış, yeni partiler aracılığıyla oyları bölme çabaları sonuç vermemiş…
“Medyaya rağmen” iktidara gelen AKP ve Erdoğan, köprüyü geçene kadar liberallerle ve patronlarla iş birliğini sürdürdü, zenginleşmelerine destek oldu. Ama ilk fırsatta elindeki kamu imkanlarını devasa bir medya imparatorluğu inşa etmeye seferber etti.
İtiraz mahkemesi de "Hablemitoğlu 2002'de FETÖ'nün amacı için öldürüldü" dedi. Asıl esele bundan sonra. Şimdi davaya bakacak olan 28. Ağır Ceza Mahkemesi, “Evet Hablemitoğlu ta 1998’lerde FETÖ’nün FETÖ olduğunu biliyordu, bunu deşifre etmemesi için FETÖ tarafından öldürüldü. Bu davayı bakmaya ben yetkiliyim” derse ne olacak. 17/25 Aralık’a kadar FETÖ’yü FETÖ olarak “bilmeyenler”, “parselciler” ve “Pensilvanya yolcuları”na uykusuz geceler mi bekleyecek?
Günümüzde pek çok devlette polisin bu ilk anlamından uzaklaştırılmış “güvenlik” fonksiyonu tali kalırken, buna karşılık hâkim sınıfların halkı tahakküm altına alma, toplumu denetleme ve düzenleme/sınırlama fonksiyonları asli hal aldı.
Yeni kuşaklar, gelecek yüzyılın ilk yirmi yılında demokratik bir hukuk devletinde yaşıyor olmanın gururu içinde gerinirken, bugünlere bakıp “ Yine de iyi dayanmışlar!” diyerek, aralarında gülüşürler mi?
Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanlığı kararı ile uygulama süresi 2023 sonuna kadar uzatılan Kur Korumalı Mevduat’ta (KKM) kasım ayında, ne Hazine ne de Merkez Bankası faiz üstüne kur farkı ödemesi yaptı. Yatırımcısı, normal mevduat faizinin (yüzde 20’nin üstünde) bile yarısı düzeyde (%12) faize mahkûm oldu. Bu tablo, beklendiği gibi çıkışa yol açtı. Son hafta KKM bakiyesi 17 milyar lira azaldı.
Muhalefetin, iktidarın zorlayan hamlelerine karşılık esnaf ziyareti ve salon toplantılarının ötesinde bir siyaset kurmaya ihtiyacı var.
Arkasındakini düşünmekten önümüzü göremez hâle getirmişler hepimizi. Ne gerek var bunca lakırdıya, teoriye, analize. İmamoğlu’na siyasi yasak ve hapis cezası geldi mi? Geldi! Sen niye bu haksızlığa düz olarak itiraz etmiyorsun da fikrin sorulunca içinden bir Think-tank (düşünce kuruluşu) sözcüsü ortaya çıkıyor?
Yılın son günlerinde Baksı Vakfı, geleneksel hale getirdiği Anadolu Ödülleri’ni bir törenle sahiplerine verdi.
Osmanlı döneminde “hasta adam olarak” nitelenen, Cumhuriyet’le sağlıklı topluma dönüşen rejimi, AKP uyguladığı sağlık politikaları, sağlıksız kentleşme ve sağlık yapılarındaki yıkıcı mekânsallıkla, neyi yıkıyor? Nereye gidiyor?
İktidarın kendisine yapılmış bir “hükümeti devirme” girişimi olarak sunduğu ve kitlesini, muhatabının toplumdaki olumsuz algısının da katkısıyla ikna ettiği yolsuzluk ve rüşvet operasyonları. Böyle bir operasyondan politik bir başarıyla çıkma deneyimi herhalde dünyada da tektir. Üzerinden 9 yıl geçmesine karşın muhalefetin bile dillendirmekte tereddüt yaşadığı bir meseleden söz ediyoruz.
John Gray’in, “Kedi Felsefesi ‘Kediler ve Hayatın Anlamı'” adlı metninin yapmaya çalıştığı, kedilerin yaşamına bakarak öğrenebileceklerimizi ve türümüzün edimlerini düşündürmek. Kitapta farklı metinlerle bunun yolları da gösteriliyor. Metnin bana kalırsa önemli yanı insanın yarattığı hikâyelere esir oldukça kendi varlığından uzaklaşması, kendini merkezi konumda tutma çabasıyla dünyadaki yaşamının çekilmez hâle getirmesi.
Bu vereceğim graten tarifi eğer evinizde ince doğramayı kolaylaştıran bir mandolin de varsa inanılmaz iyi sonuç veriyor. Yoksa da olur elbette, sadece iyi bir bıçakla ince dilimler kesmeye gayret etmek gerek.
Oy kullanabilecek durumda olan 19 yaş ve daha yukarıdakilerin sayısı 1 milyon 679 bin. Milletvekili genel seçiminde Ak Parti, CHP, HDP, MHP ve İyi Parti dışındaki partilerin tamamının aldığı oy sayısı 1 milyon 024'tü. Bu rakam Suriyelilerin neye tekabül ettiğini çarpıcı biçimde gösteriyor.
İki sene arayla iki miting Saraçhane meydanını yeni bir hafıza ortamı yapmak üzere. Yani şehrin politik hafızası tekrar eski şehre kayıyor.
İki takım da birbirinin güçlü ve zayıf yönlerinin farkında. Fransa’nın önce oyunu tutalım sonra kazanmasına bakarız tavrı ve Arjantin’in fazla yüklenip Mbappe’ye kontra fırsatı verme korkusuyla maçın nispeten ağır bir tempoda geçeceğini öngörüyorum.Arjantin’in Mbappe’ye ek önlem almak için 3’lü savunmayla çıkması muhtemel. Fransa tarafında ise Theo Hernandez’in ileri katlarıyla arkada bıraktığı boşluğu nasıl savunacağı büyük merak konusu. Zira Messi o kanatta konumlanıyor.
Türkiye’nin CDS primi 600’lerde seyrediyor. Dolara % 8 – 9 – 10 gibi tefeci faizi vererek borçlanabiliyorlar. Üç derecelendirme kuruluşunun üçünde de “yatırım yapılamaz” notu ve FATF’ta gri liste!..
İmamoğlu o gün o kravatı çıkarmayacaktı. Kimseler fark etmedi, sorgulamadı belki ama İmamoğlu kararında bir şeyler eksikti; birincisi, cezanın alt sınırı 1 yıl iken neden 1 yıl 6 aydan başladı bunun nedeni yoktu. İkincisi, mahkeme, "kravat indirimi"ni hiç tartışmamıştı. Temel ceza 1 yıl 6 ay olmasa ve o indirim yapılsaydı İmamoğlu’na siyasi yasak gelmeyecekti belki de. Belki de “suçu” yanlış işledi: Katil olacaktı, hırsız olacaktı belki o zaman “iyi hal” indirimini alırdı.
Anlaşılan, İmamoğlu’na verdirttiği ceza ile Saray kendi oyun planını kurarken birileri de Kılıçdaroğlu’nu oyun dışına itme planını devreye soktu.
Son 25 yılda kadınların siyasal temsilinde büyük başarılar sağlamış şampiyonlar liginde en başarılı ülkeler en zengin, en gelişmiş yüksek refah ülkeleri değil.
Osmanlı döneminde çocuk evlilikleri konusunda bize en çok bilgiyi veren kaynaklar, Osmanlı mahkemelerinde alınan kararların Kadı ve naibi tarafından tutulduğu defterler demek olan şer’iyye sicilleridir. Ancak bu kaynaklar doğası itibariyle sadece sorun olan, davalık olan ilişkileri öğrenmemizi sağlar. Dolayısıyla bunlardan hareketle Osmanlı’da çocuk evlilikleri konusunda sayısal, oransal sonuçlara varmak imkansızdır.
Çin’in hamleleri ABD’nin yerini almaya yetecek nitelikte değil. Örneğin, Çin bölge ülkeleriyle bir serbest ticaret anlaşması imzalayamadı, savunma ve askeri bağları çok zayıf. Bölge ülkelerinin savunma sistemleri uzun yıllardır ABD silahlarına bağlı. Bu derin bağı koparmak ve değiştirmek mümkün değil. Ama ABD artık geçmişte hakim olduğu bölgeleri parça parça Çin ile paylaşmak zorunda kalıyor.
Kurak Günler’in henüz yasaklanma gibi bir sorunu bulunmuyor.Film üzerinden koparılan fırtına sadece Bakanlık tarafından yapılan maddi yardımın geri istenmesi üzerinde odaklanmış durumda.Film için işlemekte olan hukuki sürece dair soruların cevabı ise henüz bilinmiyor
Peki altılı masadan çocukların evlendirilmesine, istismar ve şiddetin sona erdirilmesine dair bir politika duyduk mu?
Umalım ki Mağrip göçmenlerinin Afrika’dan Cebelitarık Boğazı’nı geçip vardıkları İber Yarımadası’nda önce İspanya’yı sonra Portekiz’i yendikleri zaferi Paris sokaklarına da şiddetsiz bir zarafetle taşırlar.
1980’lerde Türkiye’nin 12 Eylül karanlığında bir nefes alma alanı açan, yazarlarla okurları buluşturan TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı bu özelliğiyle Türkiye’nin kültür hayatında çok önemli bir yer edindi. 90’larda da bu özgür ifade ortamı çok önemliydi. Bir de indirimli kitap satışları… Bugün internet çağında ne söyleşiler ne de indirimler o kadar cazip… Ama Türkiye’nin en önemli kültürel etkinliklerinden biri olarak insanlar fuara gelmeye devam ediyor.