Foucault, Foucault’yu yorumlarsa
Oğuz İnel’in “Foucault ve Şeyler” kitabı düşünürün kavramlarını anlama çabası veren okur için bir kılavuz niteliği taşıyor. Bu açıdan bana kalırsa, onun temel kavramları açısından bir yardımcı metin işlevi görüyor.
Oğuz İnel’in “Foucault ve Şeyler” kitabı düşünürün kavramlarını anlama çabası veren okur için bir kılavuz niteliği taşıyor. Bu açıdan bana kalırsa, onun temel kavramları açısından bir yardımcı metin işlevi görüyor.
Kışın bu sıcak günlerinin çok sürmeyeceği haberleri ortalıkta dolaşmaya başladı. Rivayet odur ki, önümüzdeki haftalarda soğuk ve kar yavaş yavaş gelecekmiş. Kışın soğuk havasında şöyle lezzetli ama nispeten kolay bir yemek tarifi yapalım hep beraber.
3 harfli marketlerle MHP arasında yaşanan tartışmaya perde arkasından Erdoğan’ın dâhil olduğu belirtiliyor. Çünkü bu market zincirleri AKP’nin yörüngesindedir.
Borsaya yığılan paranın serseri mayın gibi piyasaya dağılmasını engellemek için yeni adresler oluşturulmalı. Faiz artışı ya da kurların üzerindeki baskıyı kısmen azaltmak gerekebilir.
Bu yazıyı yapay zeka yazdı..
Formula 1’in geçmişte dili yandı. Geçmişte birçok takımın büyük vaatlerle gelip hızlıca battığını ve spora zarar verdiğini gördük. Buradaki ana soru Andertti Cadillac isminin geçici bir heves mi yoksa büyüyen Amerika pazarında gerçek bir değer olup olmayacağı? Bu hususta da Cadillac isminin ne denli dahil olacağı önemli. Zira Aston Martin veya Alfa Romeo gibi isim olarak bulunacaklarsa mevcut takımların duyduğu endişede bir haklılık payı olacaktır.
Benim yaptığım hesaplamaya göre, üç aşağı beş yukarı… Sadece hükümetin yaptırdığı indirim nedeniyle müteahhitlere 43 milyar lira ödenecek. Bazı projelerde geçiş ücretlerini enflasyona göre güncelleyemedim. Bir projenin garanti sayısını bulamadım. Dolayısıyla muhtemel indirim yükü 43 milyar liranın da üzerinde olmalıdır.
Sağ popülizm güçlü liderlik, din, milliyetçilik gibi toplumsal hassasiyetler, simgeler ve duygu siyaseti ile devlet olanaklarını sonuna dek kullanarak gerçekliği ters yüz edebilmeye dayanır. Bazen büyük anlatılar dış güçler, küreselleşmeciler, bazen de sık pozisyon değiştirmeler seçmenin gerçeklik algısında bozulma yaratır. Savaş istikrar ve barış, yolsuzluğa dayalı büyük harcamalar ekonomik büyüme olarak sunulur ve kabul görür.
Anayasal olarak laik olan bir ülkede, tamamen “dini” nedenlerle yürütüldüğü sarih olan irrasyonel zam politikası ile, fiili olarak toplumun bir kesiminin yaşam tarzına müdahale etmek nasıl kabul edilebiliyor, bir kez daha soruyorum.
Emine Erdoğan bile Twitter hesabından son üç ayın yağış miktarlarını paylaştı: Ölçülen uzun yıl verilerine göre yüzde 40,6 ve geçen yıla oranla yağış, yüzde 31 azaldı. Gelecek 100 yıl içinde Türkiye'nin su kaynaklarında yüzde 25 seviyesinde düşüş beklendiğini de yazmış- iyimser bir tahmin.
İçişleri ve Adalet Bakanlarının son açıklamalarındaki “tek kişi kaldı” vurgusu soruşturmaya bir marj konulduğunu gösteriyor. Peki ama bu durum MHP’ye gerçek bir “oh çektirir” mi? Yoksa MHP artık evinin kapısını hırsızda mı hissedecek?
Türkiye kader seçimine gidiyor ama kendisini muhalif sayan bir kesim ne yazık ki ülkenin üçüncü büyük siyasi partisini ve ona oy veren milyonları iktidar diliyle eleştirmenin dayanılmaz hafifliğinde siyasi mühendislik yapmaya çalışıyor.
Seçim sath-ı mailine girdiğimizden beri günde en az birkaç tanesini okuduğumuz, kimine kızdığımız, kimiyle umutlandığımız, güvenilirliği konusunda sorular sorduğumuz kamuoyu ve seçim araştırmalarının tarihçesine bakmaya ne dersiniz?
Ortada henüz tretmana dönüşecek bir hikaye yok, sadece bölük pörçük sekanslar var. Yine de, Sinan Ateş’in öldürülme olayındaki gelişmelerle, sonuçları açısından Susurluk Kazası arasındaki bazı benzerlikler, ister istemez ‘daha önce izlenmiş film’ çağrışımına neden olabiliyor
Devletin, gayrinizami harp ya da başka gereksinimler bahanesiyle şakilerle işi hiç bitmedi. Yol verilen, yoldan çıkan organize suç üyeleri, cevaz veren kamu görevlileri ve onlarla iş tutan siyasetçiler, devletten, hukuktan, adaletten aldıkları küçük lokmalarla büyüdüler, ‘devlet benim’ diyecek kadar semirdiler.
İstedikleri şuydu: Düşük faizle büyüme sağlamak... / Kur şokundan kaçınmak.../ Kuru tutarak enflasyonu düşürmek. Her şeyi buna göre dizayn etmek istediler ama olmadı.Her işleri başka alanlarda arızaya yol açtı. Her kararları bir ötekinin altını oydu.
Bir eleştiriniz varsa bunu her an kapatılma riskiyle boğuşan HDP’ye değil Altılı Masa’ya yöneltin. Özellikle de İYİ Parti’ye yöneltin.
İstanbul’un sokak adları maziye meraklı herkesin ilgisini çeker. Çünkü her gün gelip geçtiğimiz sokakların eski sakinleri, coğrafyası ve oradaki yaşam biçimi hakkında bize tatlı ipuçları sunar. Onları o kadar sever ve önemseriz ki ha bire değiştirilmelerine kızarız. 1950’lerden beri kent kültürü ve tarih üstüne yazıp çizenlerin şikayetçi olduğu bir meseledir bu…
Cumhuriyet’in planlı Ankara’sının kent merkezinde ki en önemli yaya bölgesi olan Sakarya Caddesi ve yaya bölgesi Kurtuluş’a giden, Lozan Meydanı’nda nefeslenen bir kentsel yaşam aksıdır. Çankaya Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi, Sakarya’nın tükenmekte olan kentsel çığlığını duyuyor mu?
Sonuç olarak, geçmişin sürekli tekrarı, bir gün bir yerde yaşanmış olanla şimdi burada olmayan anların farklı araçlarla ekrandan geçişi, izleyenin duyguları açısından da bir boşluğa sebep oluyor.
Ben orta sınıf bir şaraba 400-500 hatta 700-800 tl vermek istemiyorum, inanın eskiden çok sevip bazen koliyle aldığım bir çok ürünü artık evime sokmuyorum. Bu noktada olan tek kişi de ben değilimdir sanırım.
MHP’deki sancı da uzun bir zamandır “farklı bir” politik kimliğe bürünme denemeleri yapan MHP ile Türkeş’in hatlarını çizdiği Ülkücü hareket arasındaki mücadelede ortaya çıkıyor.
Sayın Ali Babacan, Sezar’ın hakkı Sezar’a, ben ve benim gibi 6-7 kişiye hitap edebilmeyi başardınız. Zor bir iş. Samimi idiyseniz düşüncelerinizi derinleştirip somutlaştırmanızı rica edeceğim. Ama, sadece araya bir kaç özgürlükçü düşünce serpiştirip belki bu “aydın” bozuntularının ikna edebileceği bir oy kitlesi vardır diye düşündeyseniz. Anlarım. Ekmek için Ekmeleddin’e oy vermiş bir kitle var, gene verir.
Bazen en iyi isimler, halen en iyiyken bırakmayı seçerler, bazen de en iyiler sona doğru düşerler ve kendi insanüstü standartlarıyla şımarttıkları bizler tarafından hunharca eleştirilirler. Ama günün sonunda düşseniz bile, uzun vadede kimse mirasınızı o son bir iki sene üzerinden okumaz. Dönüp bakınca kaçımız Michael Jordan’ı Washington Wizards, Michael Scumacher’i Mercedes veya Roger Federer’i geçirdiği son yıllar üzerinden anımsıyoruz?
Kazandığını sanan aslında zararda olabilir.TÜİK yatırım araçlarının getirilerini açıklıyor mesela… Orada getiriler TÜİK TÜFE, ÜFE rakamlarına göre hesaplanıyor. “Dolar şu kadar kazandırdı” derken, enflasyon yanlışsa kazandırdığı da yanlış!Ya da şu kadar kaybettirdi derken, aslında sanılanın çok çok üstünde bir kayıp yaşamış olabilirsiniz.
Sinan Ateş İYİ Parti’lilerle fotoğraflar çektiriyordu. Acaba Ülkü Ocakları Başkanlığı’nda alınmasında gerekçe bu muydu? Yoksa Devlet Bahçeli Sinan Ateş’e baktığında kendini mi görüyordu? Öyle ya Devlet Bahçeli de hep böyle Erdoğan’ın koltuğunun altındaki, ileri yaşlardaki siyasetçi değildi ya. O da bir zamanlar genç bir akademisyendi. Sinan Ateş de, ülkücü çevrede “Lider – Teşkilat – Dokrin” üçlemesinin “Lider”liği için potansiyeldi.
Sinan Ateş'i kamuoyu Ülkü Ocakları Başkanı olarak tanıyordu. Ama siyaseti biraz daha yakından izleyenler CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2019’da Ankara Çubuk’ta uğradığı linç girişimi sonrasında yaşananlardan da anımsarlar.
Ülkü Ocakları eski başkanı Sinan Ateş’in henüz nedeni öğrenilmeyen bir cinayette hayatını kaybetmesi üzerine MHP ve Ülkü Ocakları üzerine yazmayı düşündüm ama bir gazete sayfasında ele alınmayacak kadar kapsamlı bir konu olduğu için sadece “Komando Kampları” ile sınırlamaya karar verdim yazımı. Ama yine de konuya giriş babından bazı dönüm noktalarını anımsatmam gerekecek.
Nebi Barlas, ‘suç ve ceza’ denklemi içinde mağdur olma halini bizzat yaşamış bir kişi.Bir anlamda, 12 Eylül davalarında yargılanan 20-22 yaş aralığındaki müvekkilleriyle aynı kaderi paylaşmış biri olarak, ideolojik olmasa da, duygudaşlık bağlantısı olduğu anlaşılıyor.
Nereye gideceğiz, nasıl yaşayacağız? Kaldı mı o eski köyler? Yoksa bize “Kurak Günler”e mi ışınlayacaksınız? Cevap hiçbiri, sevgili okur. Haber gerçek, ama olay yeri, çok zengin ve gelişmiş bir ülke olan Japonya…
Asgari ücreti kısmen iyileştirip 13 milyon emeklinin mağdur edilmesi hiçbir siyasi partinin göze alabileceği bir şey değil. Hele seçim döneminde. O yüzden zam açıklandı ama beklenti bitmedi...
Kültür alanında bir kurumu, hem de çağına ayak uydurarak yarım asır boyunca ayakta ve en önde tutmak başarısında bu nedenle izleyicilerin de payı olduğunu düşünüyorum. Sonuçta hepimizin ortak görüşü olduğunu düşündüğüm şu cümleyle bitireyim: ‘İyi ki varsın İKSV, nice elli yıllara…’
Umarım William Malet, yargılanmaktan kurtulmaz ve bu cinayetler Kürt, Türk, Fransız demokratların ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı beraber verdikleri mücadelenin pekişmesine vesile olur.
İngiltere’nin en köklü iki kulübünün birbirini takiben satışa çıkması herhalde tarihte bir daha tekrar etmez. Hem United hem de Liverpool sahiplerinin aynı dönemde satışa yönelmesine yol açan benzer ve farklı etmenler var.
Eğer yılbaşı gecesini evde geçirdiyseniz, hele bir de sofrada hindi olduysa, bugün sizleri düşünen bir tarifim var.
Ortak yarattığımız kolektif hafızayı unutmayalım. Bu hafıza 2023 seçimlerinin en büyük gücü ve gelecek yüzyıla taşıyacak köprüsüdür.
Yeni yılın ilk yazısında biraz hukuk fantezisi yapalım istedim. Hukukun eğilip bu kadar büküldüğü, yargının araçsallaştırıldığı yerde bu da mümkün.
2023, son yıllarda en çok tekrarlanan yılın adı. Nihayet geldi kapımıza.
Ali Teoman Eşikte romanında yazmış. “O anda birden anlıyorsun bunca zamandır aslında yalnızca kendi izini sürdüğünü ve kendi adresine imzasız mektuplar yollamaktan başka bir şey yapmadığını. Hiç ama hiçbir şey.” Anlamasak. Devam etsek böyle ilelebet. Ne güzel.
Cumhur ittifakı 2023 yılına çok moralsiz ve umutsuz giriyor. İçinde dönem dönem sıkıntılar yaşasa da 6’lı masanın morali de umutları da cumhura göre daha fazla.
Para politikasını da devre dışı bıraktığı için her seviyede atağı döviz satarak tutmaktan başka bir seçeneği kalmamıştır. Dolasıyla bunu beceremediği anda kur yukarı gidecek, enflasyonu da yukarı itebilcektir. Şu günlerde odağında bundan kaçınmak var ama döviz sıkıntısı halinde enflasyonda inişin tersine dönmesi ihtimali de yok değildir.
Zamanı sadece insan üzerinden de ele alamayız. Yaşadığımız çağda doğayla ilişkimiz aşınmış gibi görünse de, sokaktaki hayvanların yaşamıyla, evdeki kedinin tüy dökme zamanıyla, toprağın ekim mevsimiyle, saksıdaki bitkinin çiçeklenmesiyle kısacası, birlikte dünyayı paylaştığımız her bir parçayla ortak bir zamanı paylaşırız, birlikte deneyimler yaratır, çoğalırız.
2023 yılının iki önemli özelliği var. Biri Cumhuriyet’imizin 100. Yaşını kutlayacak olmamız. Diğeri ise AKP’nin kaybetmeye yakın durduğu bir seçime gidiyor olmamız. Dolayısıyla yılın kültür sanat atmosferine de bu iki olgu damgasını vuracak.
Tonlarla ifade edilen uyuşturucu, tedavi merkezlerinin kapısını aşındıran 200 binden fazla bağımlı, Türkçeden başka her dili konuşan adamların silahlarından çıkıp sokaklarda, lüks alışveriş merkezlerinde uçuşan mermiler, kırmızı bülten turizmine varan bir hareketlilik!
2023 yılı bütçe kanun teklifine göre, gider 4 trilyon 469 milyar lira, gelir 3 trilyon 810 milyar lira. Bütçe açığı öngörüsü şimdilik 659 milyar lira. Bu rakam çok daha yukarı çıkacak.
Böyle cübbeli adamlar toplanmışlar, kafa kafaya verip bir şeyler konuşuyorlar. Kimi Ahlatlıbel'de kimi Ihlamur Sokak'ta. Baksanıza hakim bunlar hakim; bildiğiniz yargıçlar... Ne konuşuyorlar ola ki? Böyle, iki bina görüyor yan yana; mehabetli. Bakın bir de "Y" harfi görünüyor tabakta. “Neyse halimiz, çıksın falımız” deyip başlayalım yeni yıla bakmaya.
Seçimlere kadar Türkiye’nin dış politika yönelimi bu çizgide seyredecek. Körfez ve Putin desteği, içeride enflasyonun erittiği oyları toparlamaya yetecek mi göreceğiz. Türkiye 2023’ten itibaren Rusya ve Körfez ülkelerinin iktidarda görmek istedikleri bir hükümetle mi devam edecek sorun bu. Bu siyasetin karşısında daha etkili bir muhalif pozisyona, güçlü bir karşı söyleme ve umut veren bir siyasete ihtiyaç var.
2023 artık iyiden iyiye majör sporların birçoğunda taç devri töreni devri olabilir. Dilerim yeni yılda bütün bu heyecanı sizlerle birlikte Kısa Dalga’da paylaşmaya devam edebilirim. Hepinize mutlu yıllar!