Kadın liderler ve İran sınırı
‘Bedenleri Doğu’da olsa da fikirleri Batı’ya dönük’ bir Cumhuriyet’in kadınları için İran’da özgürlük mücadelesinin yanında durmak tarihi bir sorumluluktur
‘Bedenleri Doğu’da olsa da fikirleri Batı’ya dönük’ bir Cumhuriyet’in kadınları için İran’da özgürlük mücadelesinin yanında durmak tarihi bir sorumluluktur
Sohbet sırasında Erdoğan, Ecevit'e bir istekleri bulunup bulunmadığını sordu. Gerisini Bülent Ecevit (Ecevit'in Anıları kitabında) anlatıyor:"Köy Kent projesini yarım bırakmamalarını rica ettim. 'Bütün milletin hayrına olacak bir şeydir. Sizin de hayrınıza olacaktır' dedim. Not aldı. İlgileneceğini söyledi. 'Ben bu konuyu düşüneceğinizi kamuoyuna açıklayabilir miyim' diye sordum. 'Evet açıklayabilirsiniz' dedi."
Michaël Fœssel’in “Gece ‘Tanıksız Yaşam’” kitabı gecenin içinden felsefeye bakarken, farklı metinler ve bakış açılarıyla konuyu kat ediyor. Bana kalırsa metnin özellikle “gececil deneyim”in silinmesi hakkında düşündürdüğü kısımlar önemli çünkü yapay ışıkların egemenliğine bırakılmış gece yalnızca yıldızları göremediğimiz bir zamanı değil, yaşamın anlamının aşındırılmasını, bedenin iş disipliniyle ele geçirilmesini, varolmak için geceye ihtiyacı olan başka türlerin yokluğunu getiriyor.
Mafya liderlerini pek çok devlet görevlisi ve siyasetçilerle yan yana, hatta kol kola fotoğrafları, görüntüleri ortaya çıksa da devletin resmi kayıtlarına göre bunlar suç örgütü liderleri. Bu, bugünün de sorunu değil aslında.
İstanbul'u bambaşka kılan şey boğaz, özellikle Karaköy, Eminönü gibi tarihi bölgelerde dolaşmak çok keyifli. Buraları daha keyifli kılan şeylerin arasında, akşam saatlerinde sokakları mis gibi kokutan balık ekmekleri de saymalıyız bence.
Bu yazı, Şenol Güneş’e geri dönüş sürecini, Valerien Ismael’in yenik düştüğü genel bir algıyı ve Şenol hocanın eldeki kadroyla neler yapabileceği üzerine olacak.
Uzun lafın kısası, Haziran 2023’de oy vermek bir şeyleri değiştirebilir. Ama sadece bir şeyleri. Her şey çok güzel olmayacak maalesef.
“Ezan susmaz, bayrak inmez“ diyerek yolsuzlukların, hırsızlıkların, rüşvetin üstünü örttüğünü sananların yeni sloganı “TOGG durdurulamaz“!
Türkiye’nin Brezilya örneğinden öğreneceği çok şey olduğu doğrudur, bu iki ülke arasında yapılacak karşılaştırmalı çalışmalar da çeşitli alanlardaki birikimimize önemli katkılar sunmaktadır. Fakat Türkiye’nin siyasal olarak Brezilya’ya benzediği iddiasının temelsiz olduğu kanısındayım.
Araba üretmek kötü mü? Değil! Üretiliyor zaten. Türkiye dünya otomotiv endüstrisinde büyük üreticiler arasındadır. 30 yıl önce de yerli marka araç üretebilirdi. Büyük otomotiv markalarının, üreticilerinin Türkiye’deki ortakları sektörün yabancısı değil. Koç, Anadolu Grubu, Sabancı, BMC… Yine de girmek kötü değil ama satabilecek misin?
Öyle anlaşılıyor ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP, başörtüsünü aynı zamanda, parti içindeki “reisçiklerin” açtığı yaraya tampon yapıyor. Ve bu yara sarma, “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme”den, “dil koparma”dan ve “sürtük”ten çok farklı, biraz da “tehditkar” bir konsolidasyon işlemi gibi duruyor.
Cumhuriyet’in yeni yönetici kadroları, Türklük duygusunu yaratmak için “eskiyi”, “hurafeleri”, “geriliği”, “Doğulu olmayı” temsil eden Osmanlı geçmişinden kendilerini farklılaştırmaya çalışırken, ilk darbeyi alfabeye vurmaya karar vermişlerdi.
(spot) Marquez’in ‘Kırmızı Pazartesi’ romanında cinayetin işleneceğini bütün kasaba halkının önceden bildiği gibi, Şebnem Korur Fincancı’nın başına neler geleceği de, kamuoyunun günler öncesinden tahmin edebildiği şekilde gerçekleşmesin.
Türkiye’de bu kadar rahat cinayet işleyen Rusça konuşan mafya başka neler yapıyor? Hangi suçlarla içli dışlı? Uyuşturucu trafiğinde rol oynuyor mu? Korunuyor mu?
Çelebi genç bir teğmen olarak başladığı siyasette uzun yıllar kalmak istiyorsa ve “Her ulusalcı bir gün mutlaka reisçi olacaktır!” düsturuna inanıyorsa tavsiyelere kulak vermelidir.
Bazı uzmanlar, sekiz yaşındaki kız çocuklarının bebek kardeşlerine tek başına baktıklarını, mevsimlik tarımda bu çocukların hem çadırda hem tarlada çalıştığını söylüyor.
Cumhuriyet’in 100. yılında gerçekleşecek seçimlere giderken, iktidar bir kez daha korku iklimi yaratarak süreci dizayn etmeye, ekonomik krizin can yakıcılığında iktidarın uygulamaları karşısında yan yana gelen kesimleri, toplumu, korku ortamı yaratarak psikolojik baskı altına almaya çalışıyor.
zmir, hele ki 29 Ekim coşkusu içindeyken her zamanki gibi çok güzeldi. Ben fuara katıldığım, orada kitapların arasında yazarlarla zaman geçirdiğim için çok mutlu oldum. Biliyorum ki tanıdığım diğer yazar ve yayıncıların da duygusu böyle. O güzel havaya rağmen fuar alanını dolduran İzmirliler de halinden memnun görünüyordu. Tüm bu nedenle ne olursa olsun, İzmir bir daha kitap fuarsız kalmasın diyelim…
Çin ileride ekonomik büyüklük açısından ABD’yi geçecek. Buna bir de teknolojik mağlubiyet eklenirse ABD’nin küresel hegemonya iddiasını sürdürmesi çok daha zorlaşacak.
Claire Keegan, “Böyle Küçük Şeyler”de tanık konumunu anlatıya taşıyor. Tanıklık sorumluluk gerektirir çünkü dışarıda birileri üşüyorsa, acı çekiyorsa, işkence görüyorsa senin ateşin yansa da tam olarak ısınamazsın, neşeli olsan da acı duvarlarından sızar, bedeninde yara olmaması başkasında yara açıldığını unutturmaz ve tam bir huzura erişemezsin. Keegan da metnin de buna dikkat çekiyor ve kendi ülkesinin toplumsal tarihinden bir ânı alıp tüm insanlığa sözünü iletmeye çalışıyor.
Her seçim döneminde değişen bir seçim yasamız var. Yeni yasanın ortaya çıkaracağı sorun yaratacak uygulamaları öngöremiyorsunuz bile. Niye her seçim öncesinde seçim yasası değişir, bu normal mi?
1929 sonbaharında Eminönü'nde palamutun aşırı bollukta bulunması sonucu balıkçıların tanesini üç kuruşa satmak zorunda kaldığı, hatta okullara bedavadan verdikleri de kayıtlarda yer almaktadır.
dil canlı bir varlık olarak her dilden etkilenir, halbuki dil devamlı devinim halindedir. Halbuki dil keser, biçer, birleştirir, yaratır. Aynen günümüz Türkçesindeki en sevdiğim kelime “Halbuki”de olduğu gibi. Bu tek kelimede “Hal” Arapça, “Bu” Türkçe, “Ki” Farsçadır….
Mustafa Kemal, 13 Ağustos 1923 tarihli TBMM’yi açış konuşmasında “Yeni Türkiye devleti, bir halk devletidir, halkın devletidir. Geçmiş dönemde ise bir kişinin devleti idi, kişilerin devleti idi” diyerek bunun önemini belirtmişti. Peki, 29 Ekim 1923’ten sonra “cumhuriyet” ile “demokrasi” birleştirilebilirdi mi? Türkiye “demokratik bir cumhuriyet” olabildi mi?
Red Bull’un ne denli dominant bir sezon geçirdiğine bakarsak bütçe limitinin göz göre göre aşıldığını söylemek yanlış olur. Zira Red Bull rakiplerinden birkaç gömlek üstün.
"Bugün sizlere sadece, Türkiye Yüzyılı Vizyonumuzun ruhunu, felsefesini, özünü anlatmak istiyorum” diyordu Erdoğan konuşmasında. Vizyonun ruhu da, felsefesi de, özü de düşeceğinden korktuğu koltuğuydu.
Kendini anti-emperyalist ve ekolojist olarak tanımlayan Guacamaya isimli Latin Amerikalı hacker grubu Meksika Savunma Bakanlığı’na ait 6 terabyte boyutunda dosyayı ele geçirerek kamuoyuyla paylaştı. Bu yazıda dosyalarda öne çıkan bazı başlıklara değineceğim.
2021 başında, enflasyon henüz %20’lerdeyken fiyat istikrarının birinci öncelik olduğunu vurgulayan bir metne imza atan MÜSİAD, sonradan kendi gündemine döndü ve şimdi enflasyon %83.5 iken, politika faizinin tek haneye düşürülmesini talep ediyor.
Dezenformasyon tam da böyle bir şey değil miydi? “İklim” yaratmak değil miydi “dezenformasyoncu”nun işi? Ata yadigarı mermileri “çatışma” sembolü yapmak değil miydi, kendi tanıttığı kitabı fon müziğiyle, “buz”lu fotoğraflarla “örgütsel doküman” yapmak değil miydi? Ve en nihayet herkes “görevi”ni yapmıştı: Diyarbakır Cezaevi törenle kapatılırken, oradaki işkenceleri yıllar sonra belgelemek için uğraşan Şebnem Korur Fincancı artık cezaevindeydi.
"Türk ordusu suç işler mi?" sorusuna verilecek cevap hukuk devleti ile mesafemizi ölçer demiştik değil mi? Hukukun içinden olaya yaklaşıyorsak şurası açıktır: Hiç bir kurum tanım gereği doğrudan suç işlemez. Ancak görevliler ve mensuplar suç işler. Bu nedenle hiç bir kuruma karşı da suç işlenemez. Çünkü kurumların maddi ve manevi bir iradesi yoktur. Kurumlara bu nedenle hakaret de edilemez. Kurumların suç işlediğini söylemek de suç olmaz. Olamaz.
Borsa İstanbul şu anda saadet zinciri gibi, yatırımcısına genellikle kazandırıyor. Ama bu zincirin kırılacağı bir yer olacak. Bu gerilime dayanabilenler genellikle elindeki paranın tamamını hisse senedine yatırmayanlar. Paranın yarısı ya da üçte birini borsaya yatıranlar, endeks düştüğü zaman kademeli olarak yeni alım yapıp maliyetlerini düşürüyor.Paranın tamamını borsaya yatıranlar ise bundan sonrası için dikkatli olmak durumuda. Çünkü endeksle birlikte riskler de yükseliyor...
Aslında niyetim, doğrudan ‘Dezenformasyon Yasası’ konusuna hiç girmemekti. Onun yerine, manipüle edilmiş haberler için hapis cezası düzenlemek yerine, yalan/dolan bilgilere karşı çocukları daha ilkokuldan itibaren donanımlı hale getirmeyi tercih eden Finlandiya örneğinden söz etmek istiyordum.Ancak, Prof.Dr. Adem Sözüer’in kanunlaşan bu düzenlemeyle ilgili sözlerini görmemezlikten gelmek doğru olmazdı
Yeni Osmanlılar Osmanlı İmparatorluğu’nun geleceğini İslam kültürüyle Batı kültürünün evliliğinde görmelerine karşın, yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’daki, siyasi ve fikrî faaliyetlerin dışında kaldılar, böylelikle Aydınlanma süresince oluşan yeni fikrî durumun farkında olmadılar. İslami düşünceyi de Osmanlı deneyimi ile sınırlı bir şekilde ele aldılar, tüm İslam dünyasında olup bitenlere karşı ilgisiz kaldılar.
İranlı kadınların ve onlara destek veren feministlerin Türkiye’de düzenlediği protestolar engelleniyor, gözaltılar bile haber bültenlerinde hızla geçiliyor- yüzde 95’lik medyada zaten tık yok.
Erdoğan’ın ana fikri hiç değişmese de manifestosu yıllar içerisinde sürekli değişti.
- Cumhurbaşkanı ve Hükümet üyeleri Aralık ayında asgari ücrete yapılacak yüksek zammı şimdiden "müjdelemeye" başladı. Emekliler için de hazırlık var. Ancak maaşlar artırılsa bile zamları karşısında dayanıklılığı en fazla 2-3 ay. Peki iktidar Haziran ayına kadar bekleyip maaşların yüksek enflasyon ortamında erimesine göz yumar mı, yoksa maaş artışının hemen ardından seçime mi gider?
Salman Rüşdi'ye saldırıyla yeniden akla gelen Şeytan Ayetleri, Amini'nin ölümünden sonra dalga dalga yayılan protestolar ve Dünya'nın girdiği enerji ve tahıl ekseninde şekillenen yeni dönem daha çok değişikliğe gebe...
Kitap fuarları bu ülkede yayımlanmış belli başlı bütün kitapları okurun ayağına götürüyor. Kenti hareketlendirip kültürel atmosferini canlandırıyor.
Cumhuriyet’in ekonomik kalkınmasının kentsel mirasına sahip çıkarak restorasyon süreci ile merkez nüfusu 30 bin olan Çaycuma’da devrimin kentsel politikalarının üretimi olan mekana, kurucu sürecin izlerini takip ederek yeni taşlar koyulur.
McKenzie Wark’ın yerinde tespitiyle söylersek, “Platonov’un Marksizmi çilecidir, proletaryadan da aşağıda olanların gündelik hayat deneyimine dayanır.” Wark’ın bahsettiği sınıfların deneyimi daha çok yoksulluk içinde bir yaşamı, çabası verilen ile karşılıksız kalanın hayal kırıklığını taşır ve tahayyül edilen toplumun dışında bir yerde yaşayanların varlık mücadelesini içerir.
Kamucu, adaletçi, özgürlükçü. Sınırları sizinki kadar geniş olmayabilir ama öyle. (Sağ sol meselesine, İdris Küçükömer meselesine hiç girmeyeceğim.) Şimdi kongreye gidiyor, değişime her zaman itirazlar olabilir. Burada da var. Ama Karamollaoğlu parti içinde çok güçlü, en az Erbakan kadar. İtirazların daha fazla yükselmesini isteyen bir de iktidar var karşısında. Bir de buradan iktidara mesaj vermek isteyenler. Mevcut yönetime muhalefet eden ekipler var ama Karamollaoğlu’nun karşısında aday yok.
Ragu, ya da ragout (okunuşu ragu) esasında Fransa kökenli bir yemek. 1796'da Napoleon'un orduları İtalya'ya girdikten sonra bu yemek İtalya'ya da yayılıyor.
Muhteşem Yüzyıl dizisi aslında tam içinde yaşadığımız dönemin ürünü ve kendi hayatlarından hoşnut olmayan orta sınıf Türklerin komplekslerine derman olarak başarıya ulaşmış bir proje.Muhteşem Yüzyılın başarısı sosyolojik ve siyasi açıdan Türkiye’de anlaşılabilir olsa da Balkanlar'daki başarısını anlayabilmek daha zor.
NBA, 2022/2023 sezonuna bu hafta startı verdi. Her alanda tonla heyecan vaat eden bir yeni sezona giriyoruz. Şampiyonluk için şansı olan birçok takım var. Bunun böyle olmasının ana sebebi herkesten bariz üstün bir ‘süper takımın’ olmayışı. Aynı veya en azından birbirine yakın yüzdelik dilimler içinde bulunan takımlarla dolu bu yeni sezona son finalist Boston Celtics ve şampiyon Golden State Warriors kendi çaplarında skandallarla giriş yapıyor.
"31 yıl önce 'iflas ettiğini" söylediği resmi devlet ideolojisiyle bugün el sıkışan Erdoğan aslında kendi iktidarının iflasını bir kez daha ilan etmiş oldu.
ABD Ukrayna savaşı sayesinde Rusya ile Avrupa arasındaki enerji bağını koparıp, kısmen kendisine bağlayarak önemli bir stratejik avantaj elde etti. Ama öte yandan Suudi Arabistan ve BAE’ne söz geçirmekte zorlandı, Avrupa’daki kazanım şimdilik Rusya-Suudi Arabistan, BAE ilişkisiyle kayba dönüştü.
Peru solunun aşırı sağcı Fujimori karşısında seçimi kazanmakta gösterdiği başarıyı Peru’nun toplumsal sorunlarını çözmekte, hatta bırakalım çözmeyi sorunların daha da kötüye gitmesini engellemekte dahi gösteremediği görülüyor.
Yabancı sermaye hala batı ağırlıklıdır ama süreci, trendi göreceksek şunu söyleyebiliriz: Batılılar çıkarken, doğulular giriyor. Eee şimdi bunun ne zararı var denilebilir. Sermaye sermayedir sonuçta. Öyledir. Ama şurası var ki batılı şirketler gelişmiş şirketlerdir. Sanayi – imalat ağırlıklı iş yaparlar. İstihdam yaratma bakımından daha önemlidirler. Doğulular ticareti seviyor. Al – ver!