‘Sevmek Zamanı’: Başkasını dahil etmeyen aşk mümkün mü?
Her durumda, izlendiğinde hakkında düşündüren bir film “Sevmek Zamanı”, belki de bu nedenle klasik bir yapım olarak anılmaya devam edecek.
Her durumda, izlendiğinde hakkında düşündüren bir film “Sevmek Zamanı”, belki de bu nedenle klasik bir yapım olarak anılmaya devam edecek.
Meral Akşener’in İyi Parti’si kısa zamanda başarılı bir konuma geldi zira AKP’den nefret eden ve Ülkücü-Mafya ilişkisinden tiksinen büyük şehir milliyetçilerine çıkış yolu sundu. Böylece sağ milliyetçiliğine ve muhafazakâr varoluş tarzına göz kırpan CHP’nin en önemli yedeği haline geldi. Yarın CHP’nin önüne geçerse şaşırmayın.
Katar kadar küçük bir ülke nasıl oldu da dünyanın en büyük spor organizasyonlarından birini elde etti? Aslında bunun nedenini hepiniz şu an söylüyorsunuzdur: Para.
İktidar ortaklarından birisinin adamıysanız yargı ne kadar hızlı işliyor ve bir anda masumiyetiniz ilan ediliyor değil mi?Osman Kavala'yı sadece HTS kayıtlarına bakarak ABD'li Henry Barkey ile 93 saat 34 dakika 1 saniye telefonla görüşmüş gibi gösteren, Rahip Brunson'u yine bu HTS raporlarıyla "FETÖ imamı Bekir Baz"a bağlayan savcılar bu detayı atlamamışlardır herhalde.
Finans her daim hayatımızın içinde. Finansın bu etki alanları üzerine yapılan finansal analizler ve bunu yapan bir finansal uzman topluluğu var. Bu topluluk bir tarikat gibi oldukça örgütlü, benzer reflekslere sahip ve agresif bir grup. Geleceğe dair gerçeğin sınırlarını zorlayan hazır cevapları var. Dilleri kişisel gelişim uzmanlarına benzer şekilde rutine bağlanmış, bu anlamda birini dinlemek hepsini dinlemek gibi.
2025 yılındaki iklim zirvesinin Brezilya’da düzenlenmesini öneren Lula’nun bu talebi büyük ihtimalle kabul edilecek. Bu etkinliğe Latin Amerika sol hükümetlerinin mevcut düzen karşıtı söylemlerinin damga vuracağını şimdiden öngörebiliriz.
İstiklal Caddesi patlamasında sorular azalacağına artarak devam ediyor. Tıpkı kötü yazılmış bir senaryoyla çekilmiş bir filmin ardından, eleştirmenin sorularının artması gibi. Ve bu sorular sadece bugün değil, dün de artıyordu ve hala cevapsız duruyorlar. Tıpkı 10 Ekim Gar katliamında olduğu gibi, tıpkı Ankara Güvenpark saldırısında olduğu gibi. Hatta tıpkı 2016 İstiklal Caddesi patlamasında olduğu gibi.
5 Haziran 2015’te başlayan, aslında 6-8 Ekim Kobani olaylarına kadar geri giden şiddet sarmalının yine 1 Kasım 2015’te bittiğini zannediyoruz. Oysa dönüp bir kez daha baktığımızda bu hazırlanmış şiddet sarmalı seçim atmosferini manipüle etmekten çok, 15 Temmuz’da girişilen darbeye zemin hazırlıyordu.
Ekonomi tarafında çarpıtma kuşkusu olan çok sayıda veri var. İktisatçılar da çaresiz. Alternatif ölçümler kolay değil. Enflasyonda bir ölçüde. Büyümeyi, işsizliği, dış ticareti nasıl ölçersiniz? O verilere sadece kamu erişebiliyor.
Dünyada kadın hakları ve cinsler arası eşitlik karşıtı hareketin güçlenmesi devam ederken, diğer yandan, kadın haklarını korumaya yönelik çabalar birçok ülkede siyasetin ilk sıralarına taşınıyor.
Anlaşıldığı kadarı ile bu tür anketlere katılmanın bir zorunluluk olduğunu sadece TÜİK biliyor, vatandaşın bir şeyden haberi yok.
12 Kasım 1937 günü yanına Sabiha Gökçen’i de alarak, Dersim’i de kapsayan bir geziye çıkan Atatürk, o sırada Elazığ’a da uğramıştı. İdamların yapıldığı 14 -15 Kasım 1937 gecesi, Seyit Rıza ile görüşmüş olduğuna dair ciddi emareler vardı.
Milli Kütüphanenin kurucularının evleri ve hikâyeleri kentimizin, geçmişimizin hepimizin hafızasıdır. Kent bir kütüphane ise, en özel kitaplarından birisi olan, Milli Kütüphane Apartmanları’nın temelinin atıldığı günün heyecanı, kentsel dönüşüme kurban edilmemeli.
Savaştan sadece bir dizi kahramanlık ya da ulusal mesele gibi bahsedenlere karşı işin gerçeğini anlatan görkemli bir yapım Batı Cephesi’nde Yeni Bir Şey Yok. Filmde anlatılan Birinci Dünya Savaşı’ndaki şiddetin daha fazlası İkinci Dünya Savaşı’nda yaşandı. Teknoloji daha da gelişmişti, insanları yakıp parçalayıp öldürmek daha da kolaylaşmıştı. Ama belki de hiçbir savaş 19. Yüzyılın görece sükuneti üstüne gelen 1914 kadar insanlığı şoke etmedi.
Bu yazıda ABD’de beklenen Cumhuriyetçi dalganın gerçekleşmemesinin nedeni olarak üç ana etken üzerinde duracağım. Bunlar Biden yönetiminin etkilerini yavaş gösteren bazı sosyal devlet uygulamaları, genç kuşağın daha fazla oy kullanmaya gitmesi, kürtaj hakkı ve benzeri konuların öne çıkması. Buna kısmen Trump’ın kendisine aşırı güvenerek yanlış adayları desteklemesi de eklenebilir.
Bilinen bilinmeyen hamlelerle, engelleme taktikleriyle, ittifakların atlattığı badireler… Örtülü ve açık koalisyonlar… Geçirdiği her sarsıntıda kurucu meclisler çıkaran Cumhuriyet’in 99 yılı. Benzerlikleriyle, farklarıyla bir asır…
İsmail Gezgin, “Gılgamış, ‘Tabletler Ne Anlatır’” adlı metninde Gılgamış miti, Dede Korkut, Tufan mitleri gibi kurucu anlatılardan yola çıkarak, “bilen”, “gören” insanın ve uygarlığın nasıl inşa edildiğine dikkat çekiyor.
Bugün ben size bir pırasa tarifi elbette vereceğim. Ama bizim memlekette çok alıştığımız bir tarif olmayacak.
Referandum halkın verdiği karar. Halkın verdiği karar her zaman demokratiktir ön verisinden yola çıkarak referandumun direkt demokrasinin direği olduğunu söyleyebiliriz. İşler elbette o kadar kolay değil.
NBA'de sadece şu 10 güne baktığımızda; Miles Bridges’ın aile içi şiddete dair yasal sürecinden çıkan gelişmeler, San Antonio Spurs tarafından sözleşmesi feshedilen Josh Primo’nun ve San Antonio Spurs’un kulübün eski psikoloğu tarafından dava edilmesi ve bugünkü yazımızın ana konusu Kyrie Irving’in Yahudi karşıtı bir filmi sosyal medyasından paylaşarak yaratmış olduğu kaos... Yani basketbol sezonunda, basketbol dışında her şey var.
Tolga Şardan’ın yazısı her ne kadar yalanlansa da görünen o ki Süleyman Soylu, vekalet savaşlarında İstanbul’da istediği gücü hala elde edememiş. Bu gidişle elde etmesine de izin verilmeyecek.
ABD ve Meksika arasında imzalanan geri kabul anlaşması son dönemde iki ülkede de sıkça konuşuluyor. Çok sayıda Venezuelalı göçmenin hayatını etkileyen bu anlaşma Biden hükümetinin dış politika tercihlerine, özellikle de göçmen politikasına dair bazı çıkarımlar yapmamıza olanak sağlıyor. Bu yazıda bu geri kabul anlaşmasını değerlendireceğim.
Türkiye’yi yüzyılın ülkesi yapacak projeleri göremedim. Aradığım hiç kuşkusuz büyük inşaat projeleri değil. O açıdan bakarsanız, Türkiye zaten 'Avrupa’nın lideri...' Türkiye Yüzyılı anlatısında tek bir proje var. O da Kanal İstanbul!
Balkan klanları ya da Avrasya mafyası göç ettikleri Türkiye’ye “illegal yönetim becerisini” de getirdiler mi?
Daha 8’indeydi. Karakolun bahçesinde saklambaç oynarken mahalleden Memo ile dalaşmıştı ve başına ne geldiyse ondan sonra geldi. Polis “akrep”in demir parmaklıklarına vurdukça şişen başına neler olduğunu anlayamamış annesine soruyordu: Benim başım çok mu büyük anne? Daha yolu uzundu ama dün 17’sinde umutlandı. Peki Davut’a umut vermek için çocukluğunu çalmak mı gerekirdi?
Nezarethane bile görmemiş insanların Aldırma Gönül şarkısında kendinden bir şeyler bulmasının bir anlamı olmalı. Öyle türküler vardır ki, dinledikten sonra gidip, bir müddet mahpushaneden yatasın gelir.
Meclis çılgın bir halde 24 saat güç sarfetti. Bütün memleket radyolar başında bekledi. Oy birliği ile beni Cumhurbaşkanı seçtiler. İktidarda olmayan, fikrini sevmedikleri, korktukları bir adamın Cumhurbaşkanlığına getirilmesi rıza ile, serbest oy ile yapılmış hakiki bir seçim olarak tarihe geçecektir.
Bir yanda yeşil alanda kepçeler, diğer yanda batık bir kredi, bir başka yanda prestijini kaybetmiş gazeteler, televizyonlar, diğer yanda sendikalı olduğu için işsiz bırakılan gazeteciler; imara açılan araziler, hukuk mücadelesi ve her alanda verilen hukuk savaşı... Aslında tam bir Türkiye hikayesi.
Bu yazıda Almanya’nın Ukrayna Savaşı yüzünden ABD’ye giderek yakınlaşmasını, Çin ile bağlarını güçlendirerek dengelemeye çalıştığını, Almanya ekonomisinin ayakta kalabilmek için Çin pazarının vazgeçilmez olduğunu ve yaşadığımız dönemde bütün küreselleşmeden çekilme çabalarına karşın, bir kopuşun çok zor olduğunu tartışacağım.
Peki bu kadar “infial yaratan” konuşmaları yapan Buldan ve Ünal bu tepkileri hesaplayamadı mı? Ya da HDP’nin ve AKP’nin siyasi fikirlerini oluşturan bu temel argümanları ilk defa mı duyduk?İkisi de değil…Yine toplumsal ve siyasal klasiğimiz olan bir riyakarlıkla karşı karşıyayız.
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun da işaret ettiği gibi kara para aklama, uyuşturucu ve insan trafiği rotasında sık sık adı geçen Türkiye, uluslararası mafya çetelerinden kurtulmak istiyor mu?
Hükümetin kontrolündeki bir bankanın genel müdürü "örtülü" de olsa eleştiri yapma cesareti gösterebiliyorsa, ortada bir sorun var demektir.
Hayır ben vandallık olduğunu düşünmüyorum. İklim aktivistleri artık büyüdüler ve her geçen gün daha fazla dikkat çeken, ses getiren eylemler yapmaya başladılar. Sonuncusunu dün gerçekleştirdikleri müze eylemleri, onların dünyanın dikkatini daha çok çekmesini ve seslerini duyurabilmelerini sağladı.
Neoliberalizmin yıkıcı etkisinin içerisinde, insan kalmak Fikir İşçileri Yapı Kooperatifi’nin yıkımını durdurmak zorunluluğumuz.
‘Bedenleri Doğu’da olsa da fikirleri Batı’ya dönük’ bir Cumhuriyet’in kadınları için İran’da özgürlük mücadelesinin yanında durmak tarihi bir sorumluluktur
Sohbet sırasında Erdoğan, Ecevit'e bir istekleri bulunup bulunmadığını sordu. Gerisini Bülent Ecevit (Ecevit'in Anıları kitabında) anlatıyor:"Köy Kent projesini yarım bırakmamalarını rica ettim. 'Bütün milletin hayrına olacak bir şeydir. Sizin de hayrınıza olacaktır' dedim. Not aldı. İlgileneceğini söyledi. 'Ben bu konuyu düşüneceğinizi kamuoyuna açıklayabilir miyim' diye sordum. 'Evet açıklayabilirsiniz' dedi."
Michaël Fœssel’in “Gece ‘Tanıksız Yaşam’” kitabı gecenin içinden felsefeye bakarken, farklı metinler ve bakış açılarıyla konuyu kat ediyor. Bana kalırsa metnin özellikle “gececil deneyim”in silinmesi hakkında düşündürdüğü kısımlar önemli çünkü yapay ışıkların egemenliğine bırakılmış gece yalnızca yıldızları göremediğimiz bir zamanı değil, yaşamın anlamının aşındırılmasını, bedenin iş disipliniyle ele geçirilmesini, varolmak için geceye ihtiyacı olan başka türlerin yokluğunu getiriyor.
Mafya liderlerini pek çok devlet görevlisi ve siyasetçilerle yan yana, hatta kol kola fotoğrafları, görüntüleri ortaya çıksa da devletin resmi kayıtlarına göre bunlar suç örgütü liderleri. Bu, bugünün de sorunu değil aslında.
İstanbul'u bambaşka kılan şey boğaz, özellikle Karaköy, Eminönü gibi tarihi bölgelerde dolaşmak çok keyifli. Buraları daha keyifli kılan şeylerin arasında, akşam saatlerinde sokakları mis gibi kokutan balık ekmekleri de saymalıyız bence.
Bu yazı, Şenol Güneş’e geri dönüş sürecini, Valerien Ismael’in yenik düştüğü genel bir algıyı ve Şenol hocanın eldeki kadroyla neler yapabileceği üzerine olacak.
Uzun lafın kısası, Haziran 2023’de oy vermek bir şeyleri değiştirebilir. Ama sadece bir şeyleri. Her şey çok güzel olmayacak maalesef.
“Ezan susmaz, bayrak inmez“ diyerek yolsuzlukların, hırsızlıkların, rüşvetin üstünü örttüğünü sananların yeni sloganı “TOGG durdurulamaz“!
Türkiye’nin Brezilya örneğinden öğreneceği çok şey olduğu doğrudur, bu iki ülke arasında yapılacak karşılaştırmalı çalışmalar da çeşitli alanlardaki birikimimize önemli katkılar sunmaktadır. Fakat Türkiye’nin siyasal olarak Brezilya’ya benzediği iddiasının temelsiz olduğu kanısındayım.
Araba üretmek kötü mü? Değil! Üretiliyor zaten. Türkiye dünya otomotiv endüstrisinde büyük üreticiler arasındadır. 30 yıl önce de yerli marka araç üretebilirdi. Büyük otomotiv markalarının, üreticilerinin Türkiye’deki ortakları sektörün yabancısı değil. Koç, Anadolu Grubu, Sabancı, BMC… Yine de girmek kötü değil ama satabilecek misin?
Öyle anlaşılıyor ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP, başörtüsünü aynı zamanda, parti içindeki “reisçiklerin” açtığı yaraya tampon yapıyor. Ve bu yara sarma, “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme”den, “dil koparma”dan ve “sürtük”ten çok farklı, biraz da “tehditkar” bir konsolidasyon işlemi gibi duruyor.
Cumhuriyet’in yeni yönetici kadroları, Türklük duygusunu yaratmak için “eskiyi”, “hurafeleri”, “geriliği”, “Doğulu olmayı” temsil eden Osmanlı geçmişinden kendilerini farklılaştırmaya çalışırken, ilk darbeyi alfabeye vurmaya karar vermişlerdi.
(spot) Marquez’in ‘Kırmızı Pazartesi’ romanında cinayetin işleneceğini bütün kasaba halkının önceden bildiği gibi, Şebnem Korur Fincancı’nın başına neler geleceği de, kamuoyunun günler öncesinden tahmin edebildiği şekilde gerçekleşmesin.
Türkiye’de bu kadar rahat cinayet işleyen Rusça konuşan mafya başka neler yapıyor? Hangi suçlarla içli dışlı? Uyuşturucu trafiğinde rol oynuyor mu? Korunuyor mu?